KAYAN: “KÜRESEL GERİLİM MERSİN İÇİN YENİ BİR SÜRECİN KAPISINI ARALIYOR”
MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Mehmet Sait Kayan, Hürmüz Boğazı ekseninde derinleşen gerilimin artık yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel lojistik düzenini ve ticaret koridorlarını da yeniden şekillendirdiğini söyledi. Yeni rota arayışlarının hızlandığını belirten Kayan, Türkiye’nin enerji arzında çeşitlendirme kapasitesi, diplomatik hareket alanı ve lojistik altyapısıyla bu süreçte öne çıktığını, Mersin’in ise lojistik gücüyle bu yeni dönemde daha kritik bir konuma gelebileceğini kaydetti.
Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Mersin Şube Başkanı Mehmet Sait Kayan, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin artık geçici bir jeopolitik dalgalanma olarak okunamayacağını söyledi. Kayan, dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının önemli bir bölümünün geçtiği bu hatta yaşanan her kırılmanın, enerji maliyetlerinden navluna, sigortadan tedarik sürelerine kadar küresel ticaret zincirini doğrudan etkilediğini belirtti. Kayan, ticari dengelerin değiştiğini, kartların yeniden karıldığını ve bu süreçte yeni rota arayışlarının hızlandığını ifade etti.
“HÜRMÜZ ARTIK YALNIZCA PETROL FİYATLARININ KONUSU DEĞİL”
Kayan, Hürmüz’de yaşanan gelişmelerin yalnızca enerji fiyatlarıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, burada asıl konuşulması gereken başlığın enerji güvenliği ile lojistik güvenliğinin aynı anda sarsılması olduğunu söyledi. İran’ın “hasmane olmayan” gemilerin koordinasyonla geçişine izin verileceğine ilişkin açıklamasının bile küresel taşımacılık açısından yeni bir belirsizlik katmanı oluşturduğunu belirten Kayan, bunun uluslararası sevkiyat planlamasında ezberleri bozduğunu kaydetti.
Kayan, büyük ekonomilerin artan maliyet baskısıyla birlikte ateşkes, çıkış ve alternatif güzergâh senaryolarını daha yüksek sesle konuşmaya başlamasının temel nedeninin de bu ekonomik baskı olduğunu dile getirdi. Küresel ölçekte artık sadece savaşın değil, savaşın maliyetinin konuşulduğunu belirten Kayan, bu tablonun enerji piyasasının ötesine geçerek ticaretin ana omurgasını etkilediğini söyledi.
“YENİ ROTA ARAYIŞLARI HIZLANIYOR AMA ALTERNATİFLER HENÜZ YETERLİ DEĞİL”
Kayan, Suudi Arabistan’ın batı kıyısındaki Yenbu Limanı üzerinden petrol sevkiyatını artırmasının yeni rota arayışlarının en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Saudi Aramco’nun Doğu-Batı boru hattı üzerinden Kızıldeniz çıkışını daha yoğun kullanmaya başladığına dikkat çeken Kayan, buna rağmen bu tür alternatiflerin Hürmüz Boğazı’nın taşıdığı stratejik yükü bütünüyle ikame etmeye yetmeyeceğini belirtti. Kayan, bugün dünyada alternatiflerin devreye girdiğini ancak mevcut sistemin hâlâ büyük ölçüde Hürmüz güvenliğine bağlı olduğunu, bu nedenle krizin sadece geçici bir sevkiyat problemi değil, küresel enerji mimarisini ilgilendiren yapısal bir kırılma anlamı taşıdığını ifade etti.
“KRİZİN DERİNLEŞMESİ HALİNDE DENİZ YOLLARININ ÖTESİ KONUŞULUR”
Kayan, gerilimin uzaması durumunda riskin sadece boğaz geçişiyle sınırlı kalmayacağını, karadaki enerji arz noktalarının, terminallerin ve kritik altyapıların da daha fazla gündeme gelebileceğini kaydetti. Bu nedenle bugün yalnızca bir geçiş hattı krizinin değil, enerji güzergâhlarının güvenliği krizinin yaşandığını belirten Kayan, küresel ticaretin bundan sonraki dönemde rota güvenliğini fiyat kadar önemli bir kriter olarak değerlendireceğini söyledi.
“TÜRKİYE’NİN YILDIZI BU TABLODA DAHA FAZLA PARLIYOR”
Türkiye’nin bu süreçte birçok ülkeye kıyasla daha hazırlıklı bir pozisyonda bulunduğunu ifade eden Kayan, bunun temel nedeninin enerji arzında izlenen çeşitlendirme stratejisi olduğunu söyledi. Kayan, Türkiye’nin farklı kaynaklardan LNG ve boru hattı üzerinden doğal gaz tedarik edebilen bir altyapıya sahip olduğunu anımsatarak, Hürmüz’e mutlak bağımlı bir ülke olmadığını, bu nedenle arz güvenliği açısından manevra alanının daha geniş bulunduğunu belirtti.
Kayan, Türkiye’yi öne çıkaran unsurun yalnızca enerji tedarikinde kaynak çeşitliliği olmadığını, aynı zamanda bölgesel diplomasiyi tamamen kapatmayan, farklı aktörlerle konuşabilen ve iç istikrarını koruyabilen bir ülke olması olduğunu söyledi. Özellikle İran ile ilişkilerin diğer bazı ülkelere göre daha yönetilebilir bir zeminde ilerlemesinin Türkiye’ye ilave hareket alanı sağladığını ifade eden Kayan, enerji arz güvenliği, lojistik güvenlik ve bölgesel istikrar başlıkları birlikte değerlendirildiğinde gözlerin doğal olarak Türkiye’ye çevrildiğini kaydetti.
“YENİ KARA VE LOJİSTİK KORİDORLARI DAHA FAZLA KONUŞULACAK”
Kayan, Hürmüz eksenli kırılmanın sadece deniz ticaretini değil, kara ve demiryolu koridorlarını da yeniden gündeme taşıdığını söyledi. Basra Körfezi’nden Irak üzerinden Türkiye’ye ve buradan Avrupa’ya uzanacak alternatif koridorların bir süredir zaten konuşulduğunu belirten Kayan, kriz dönemlerinin yıllardır masada duran projeleri bir anda stratejik zorunluluğa dönüştürebildiğini ifade etti. Kayan, bu nedenle önümüzdeki dönemde sadece mevcut güzergâhların değil, Türkiye üzerinden şekillenebilecek yeni enerji ve lojistik koridorlarının da daha güçlü biçimde konuşulacağını düşündüklerini dile getirdi. Mevcut boğazlar ve klasik hatlar tehdit altındayken Türkiye’nin coğrafi konumunun daha da değerli hale geldiğini vurgulayan Kayan, bu yeni tabloda Türkiye’nin yalnızca bir geçiş ülkesi değil, aynı zamanda güvenli bir lojistik merkez olarak da öne çıkabileceğini kaydetti.
“MERSİN, TÜRKİYE’NİN LOJİSTİK GÜCÜNÜ SAHAYA YANSITAN EN ÖNEMLİ MERKEZLERDEN BİRİDİR”
Kayan, bütün bu küresel tablonun Mersin açısından da dikkatle okunması gerektiğini belirterek, kentin artık yalnızca bir liman şehri olarak değil, Türkiye’nin lojistik kapasitesini sahaya yansıtan en önemli merkezlerden biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Mersin’in limanı, serbest bölgesi, dış ticaret tecrübesi, depolama kabiliyeti, gümrük altyapısı, karayolu ve demiryolu bağlantılarıyla Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki en güçlü lojistik üslerinden biri olduğunu kaydeden Kayan, yeni rota arayışlarının hızlandığı bir dönemde bu kapasitenin çok daha kıymetli hale geldiğini ifade etti.
Kayan, Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın da bu tabloda yalnızca bir ulaşım yatırımı olarak değil, Mersin’in lojistik kabiliyetini büyütecek stratejik bir unsur olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Hava kargo bağlantısı güçlü, liman entegrasyonu yüksek ve dış pazarlara erişim süresi kısalmış bir Mersin’in yatırımcı, üretici ve ihracatçı açısından çok daha cazip hale geleceğini belirten Kayan, demiryolu bağlantılarının güçlenmesinin de Mersin’in liman gücünü hinterlandıyla daha sağlam biçimde birleştireceğini kaydetti.
“MERSİN, YENİ DÖNEMİN KAZANAN MERKEZLERİNDEN BİRİ OLABİLİR”
Kayan, Hürmüz’de yaşanan gerilimin Mersin gibi üretim ve lojistik merkezleri açısından yalnızca bir dış politika başlığı olarak okunmaması gerektiğini söyledi. Enerji maliyetlerindeki, navlundaki ve tedarik zincirindeki her baskının en sonunda üreticiye, ihracatçıya, taşımacıya ve limanlara yansıdığını belirten Kayan, bu nedenle Mersin’in yeni dönemde sahip olduğu lojistik gücü daha stratejik kullanmasının önem taşıdığını ifade etti.
Kayan, dünya yeni rotalar ararken, yeni merkezler belirlerken ve enerji güvenliğiyle lojistik güvenliğini aynı anda tartışırken Mersin’in adının daha yüksek sesle anılabileceğini dile getirdi. Türkiye güçlendikçe Mersin’in de güçleneceğini belirten Kayan, Hürmüz sonrasında şekillenen yeni ticaret ve enerji haritasında Mersin’in daha görünür, daha hazırlıklı ve daha iddialı bir yerde durması gerektiğini vurguladı.
Tarih: 26-03-2026