-
MUAZZEZ TOĞRUL
Tarih: 07-04-2026 11:11:00
Güncelleme: 07-04-2026 11:11:00
Bir yazar arkadaşım söyleşi düzenledi. Söyleşiye ben de katıldım. Gençlerden oluşan bir topluluğun sorularını cevaplandırdı.
Söyleşide en son çıkardığı kitabını tanıttı. Yazdığı kitap toplumsal gerçekçi türe aitti. Toplumsal gerçeklik üzerinden söyleşi ilerledi.
Söyleşiye dinleyici olarak katılan akademisyenler, yazarın söylediklerini sosyolojik açıdan eleştirdiler. Yazar en sonunda ben edebiyatçıyım, sosyolog değilim diyerek kendini ifade etti.
Söyleşiye konuk olarak katılan akademisyenler aslında bende bilgiliyim, hatta daha bilgiliyim demeye çalıştılar.
Konuyu şuna bağlayacağım toplumumuzda öne çıkan insanları aşağı çekmek, başarıyı görmezden gelmek ve takdir edememek vardır.
Oysaki birinin ilerlemesi başka birini etkilemez. İnsanlar ilerlesin bunun kime ne zararı vardır. İnsanlığa çok yönlü katkı sunmak iyidir.
Ben yazılar yazıyorum. Başkası da yazabilir, bunun bana ne zararı vardır. Başkalarının yazması, benim başarmamı etkilemez.
Sadece kendinin ve yakınlarının başarısını görmek başka insanların başarısını yok saymak oldukça ilkel ve bencilce bir davranıştır.
Çocuğunun başarısı ile övünen insanlar, başka çocukların başarısını görmezden geliyorsa burada bir sorun var demektir. Başarmak herkesin hakkıdır.
Maçlarda görürüz, maçtan sonra kaybeden, kazananı kutlar. Maçta kaybeden üzülse bile başarıyı takdir etmek insanı yüceltir. Bunlar göstermelik olmamalıdır. Gerçek hayatta da böyle olmalıdır.
Takım halinde hareket etmek başarıya kolay ulaştırır. Kafa kafaya verip yol haritası çizenler daha hızlı yol alırlar. Kollektif
hareket etmek bireysellikten daha hızlı başarıya ulaştırır. Bunlar başarmanın anahtarlarıdır.
Atalarımız “Bir bilene sor.” demişler. Tecrübe önemlidir.
Sanatta, bilimde, tarihte, sporda başarılı olmuş insanların hayatlarını araştırıp öğrenmelidir.
Başarılı insanların yaşadıkları zorluklarla mücadele etme biçimleri öğrenilip öğrenenler pratik edilebilir.
Hiçbir başarı zahmetsiz değildir. Hayattaki zorluklar insanı daha güçlü kılar.
İnsanın en büyük rakibi kendisi olmalıdır. Yapabileceğimizin en iyisine odaklanırsak kazanan biz oluruz.
Başkalarının başarısı taklit edilirse, bir yerden sonra tıkanıp kalınır. Kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, taklit belli bir mesafe aldırır.
Toplum ise başarılı insanı görmezden gelmeyi bırakmalıdır. Başarılı olanı aşağı çekmeye çalışmak, zararı yine topluma dokunan bir hastalıktır. Bu tutum ilerleyememek ve çağın gerisinde kalmak demektir.
Jack London’ın “Martin Eden” adlı kitabını anımsadım. Kitaptaki karakter Martin Eden, kitabını bastırmak için uğraşırken, maddi sıkıntılar çekerken hep yalnızdır. Bir süre sonra kitabı üne kavuşur, böylece para da kazanır. Üne kavuştuktan sonra gelen ilgi Martin Eden’i hayal kırıklığına uğratır. Bu sahte ilgiyi kaldıramaz. Gemi yolculuğu yaparken kendini okyanusun sularına bırakır ve hayatına son verir. Eğer kahramanımız ihtiyacı olduğu zaman takdir edilip desteklenseydi, kitap daha farklı sonlanabilirdi.
Başarıya giden yoldaki yaşanan zorluklar aşılır ve başarılı olunursa bu defa da herkes sizi alkışlamaya başlar. Oysaki aynı insanlar baştaki çabanızı görmezden gelmişlerdi.
Başarıyı takdir edebilmek en büyük erdemlerdendir.
MUAZZEZ TOĞRUL