beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kurallar mı, çıkar hükümranlığı mı?

          ABD’nin Venezuela Başkanı Maduro’ ve eşini bir gece yarısı Haydutluğu ile kaçırması, Bunun ardından “Grönland’a” göz dikmesi İlhak etmeye kalkışması. Sonra ABD-İsrail Birlikte hareketiyle İran’da binlerce insanı ayaklandırıp sokaklara dökmesi İsyana teşvik etmesi ve sonuçta Turamp’ın; savaşa hazırlanması. “Yenidünya Düzeni” tartışmalarını alevlendirdi…
       Gazetecilik ve Köşe yazarlığım içerisinde yıllardır yazılarımda; uluslararası alanda tek kutuplu dünya düzeninden çok kutuplu düzene geçişin sancılarını ve bu yeni sistemin hangi temeller üzerine inşa edileceği sorusunun hayati önemini yazıyorum. Görünen şu ki; çok kutupluluğa doğru evrilen küresel sistem, son derece dengesiz bir yapıya bürünüyor. Tek kutuplu konfor alanını kaybeden küresel aktörler, değilde, güçlü olan güçsüzü eziyor…
       Yenidünya düzeni artık Büyük aktörler, meşruiyeti müzakere masasında değil, sahada ürettikleri “oldu-bittilerl” kuruyor. Bu da gidişatın “kurallı bir denge”ye değil, “kuralsız bir kaosu” gösteriyor…
       ABD’nin yeni güvenlik doktrininin, küresel jandarmalıktan vazgeçip “Batı Yarım Küre”yi, yani kendi evini öncelikleyen, içe kapalı ve Atlantik merkezli bir yapıya dönmüştür…
       Geçtiğimiz hafta tüm dünya film izler gibi bunu izledi. Amerikan ordusu, yaklaşık 150 hava aracının katıldığı birkaç saatlik bir operasyonla, egemen bir devletin başkanı olan Maduro ve eşini evlerinden kaçırarak New York’a götürdü…
       Başta Rusya ve Çin olmak üzere birçok ülke, ABD’nin bu eylemini BM Güvenlik Konseyi’nde sert dille eleştirdi. Çin Daimi Temsilcisi Fu Cong’un; “Hiçbir ülke dünyanın polisi, hiçbir devlet uluslararası yargıç olamaz” çıkışı, diplomatik tepkiyle kaldı…
Uluslararası hukuk iflas etti!
       Onlarca insanın hayatını kaybettiği bu operasyon ve Maduro’nun ABD topraklarında yargılanması, uluslararası hukukun açıkça “rafa kaldırılması”. Uluslararası Adalet Divanı’nın açıkça ortaya koyduğu üzere; görevdeki bir devlet başkanının yabancı bir devlet tarafından zorla tutuklanması, uluslararası hukukun en ağır ihlaldir…
       ABD tarafından Panama’da Noriega’nın yakalanması, Irak’ta Saddam Hüseyin’in devrilmesi ve Libya’da Kaddafi rejiminin sona erdirilmesi, şimdide Maduro hatırlatmaktadır…
       Bu olay; Panama (1989), Haiti (1994), Irak (2003) ve Libya (2011) müdahalelerinden çok daha farklı ve tehlikeli bir kırılmadır. Çünkü burada, “demokrasi ihracı” kılıfına bile ihtiyaç duyulmadı…
Neden Venezuela? İşte cevabı…
       Peki, ABD bütün uluslararası hukuku, diplomatik teamülleri ve küresel tepkileri neden göze aldı? Sadece “demokrasi aşkı” veya “uyuşturucuyla mücadele” mi? Cevap, Venezuela topraklarının altında yatan muazzam servette gizli…
2025/2026 verilerine göre tablo şudur:
   -Petrol: Venezuela, 303,2 milyar varil ile dünyanın en büyük petrol rezervine sahip. Güncel fiyatlarla bu rezervin değeri yaklaşık 20 trilyon dolar.
-Doğal Gaz: Ülkenin kanıtlanmış doğal gaz rezervi 6 trilyon metreküp. Bunun ekonomik karşılığı 1,5 – 2 trilyon dolar.
-Altın: 8-9 bin ton arasındaki altın rezervinin piyasa değeri 500 – 550 milyar dolar.
-Diğer Madenler: Tahmini 400 milyar dolarlık demir, 200 milyar dolarlık boksit/alüminyum ve 100 milyar dolarlık olmasıdır…
       Şimdi sırada İran var. Asıl amaç, İsrail’in rahat etmesi ama diğer tarafta tablo: bir “hukuk operasyonu” değil, toplam değeri 23-24 trilyon doları bulan bir servetin kontrolüdür. ..
       ABD, Başkan Yardımcısı Vance, Ermenistan ziyaretinde “Nükler İş Birliği” anlaşması imzalıyor. İran’a saldırıyor Ermenistan ile anlaşma imzalıyor… 
       Sırada: Grönland var. ABD-İran görüştü ama sonuç açıklanmadı. savaş an meselesi. “Haklı olan” değil, “güçlü olan” kazanıyor… 

Bu yazı 12 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum